Firas Paşa: PKK/PYD, Kürtlerin gerçek düşmanıdır

  • 17 Kasım 2016
Firas Paşa: PKK/PYD, Kürtlerin gerçek düşmanıdır

"Batı’da DAEŞ, Doğu’da PYD/PKK ve Güney’de Esed ordusuyla aynı anda çatışıyoruz. Lütfen bir kez olsun düşünün. Bu bizim suçumuz mu? Bin yıllık varlığımızı burada savunmaya çalışıyoruz. Biz Türkmenlerin en güzel geleneği, yan yana bulunduğu diğer halklarla barış içinde yaşayabilmesidir. Arap, Kürt, Süryani ve diğer Hıristiyan topluluklarla bin yıldır beraber yaşadıysak şimdi ne değişti?

Bugüne kadar Esed bizim en büyük düşmanımızdı. Ancak DAEŞ’ten korktuğumuz kadar Esed’den hiç korkmadık. Çünkü DAEŞ bizi neredeyse bitirdi. Peki biz bu terör örgütüyle nasıl aynı safta olabiliriz?

Biz evimizden başka bir yere gitmeyeceğiz. Bütün Türkmen köylerini özgürleştirene kadar mücadele edeceğiz. Yakın geçmişte iki gece süren mücadele sonunda Türkmenlerin kalesi olan Çobanbey’i özgürleştirdik. Fakat elimizdeki imkanların kısıtlı olması yüzünden burayı elimizde tutamadık. Umudumuzu kaybetmiş değiliz. Bir gün Çobanbey’i, Cerablus’u ve bütün kaybettiğimiz topraklarımızı geri alacağız. Tek istediğimiz biraz destek. Bu olmadığı taktirde DAEŞ’e karşı zor durumda kalacağız."

Türkmen Komutan Firas Paşa: "PKK/PYD, Kürtlerin gerçek düşmanıdır"

Sayın komutan, bizlere Muntasır Billah Tugayı ve bölgeniz hakkında bilgi verir misiniz?

Benim adım Suriye/Halep Türkmenlerinden Firas Paşa. Muntasır Billah Tugayı Genel Komutanıyım. Tugayımız Halep ve Halep kırsalında faaliyet göstermekte. Esed Rejiminin bölgeye getirmiş olduğu Rus, İranlı, Afganlı yabancı Şii birliklerin yanı sıra diğer paralı askerlere karşı da halkımızı korumaya çalışıyoruz. Ayrıca Türkmen yerleşimlerini işgal eden terör örgütü DAEŞ’e karşı da ciddi bir mücadele veriyoruz.

Bölgemizdeki halkın yaklaşık yarısı Türkmenlerden, diğer yarısı da Arap ve Kürt kardeşlerimizden oluşuyor. Ancak bölgedeki Kürt halkının terörist PKK/PYD güçleriyle ilgisi yoktur. Kürt kardeşlerimiz de PKK/PYD’nin gerçekte bir terör örgütü olduğunu, Esed Rejimi için çalıştığını ve sivil Kürt halkına zulmettiğini görerek bizlerin saflarına katılmıştır. Çünkü bizler nasıl Türkmen halkı için mücadele ediyorsak, Kürt kardeşlerimizin iyiliği için de çalışıyoruz.

Batı medyasında PKK/PYD’nin Kürt halkı için mücadele ettiği iddiası işleniyor. Siz ise bunun tam tersini söylüyorsunuz?

PKK/PYD hangi halkın menfaatini koruyormuş? Şunu söylemem lazım: Bizim Tugayımızın yoğun olarak bulunduğu yerler Handarat, Kastillo yolu ve çevresidir. Buralar ise Halep’in giriş noktalarıdır. Rus ve Rejim uçakları 24 saat boyunca sivil halkın üzerine bomba yağdırıyor. Şah Mesut’ta PKK/PYD milisleri keskin nişancılarıyla bunlara destek veriyor. Halkımız ise Türkiye’de gelecek gıda maddelerine muhtaç olarak yaşıyor.

Halep’te bulunan sivil Kürt nüfusu azımsanacak bir sayıda değil. Bu halkı ise kilometrelerce uzaktan gelen Rus uçakları ve zalim Esed askerleri öldürmekte. Ben, Rus ve Esed rejimini tanımlarken terörist kelimesinden başka bir tanımlama bulamıyorum. Bu şartlar altında Halep’e gidebilirseniz, gerçekleri siz de görebilirsiniz. Sivil Kürt halkı PKK/PYD’ye karşı bizim yanımızda savaşıyorsa, bu örgüt hangi halkın çıkarlarını koruduğunu iddia edebilir ki?

Buradan ABD’ye seslenmek istiyorum: Eğer Suriye’de bir tarafa destek verecek olursanız, Suriye’nin bütünlüğünü koruyacak şekilde Suriye halkına destek vermelisiniz. PKK/PYD’ye değil. Bu örgüt, Suriye halkını katleden Rejimle birlikte hareket ediyor.

DAEŞ’e karşı en yoğun cephe savaşlarını verdiğimiz Azez ve Cerablus hattındaki savaşımızın erkekçe bir savaş olduğunu bütün dünya biliyor. Fakat biz DAEŞ’e karşı savaşırken PKK/PYD bizi arkamızdan vuruyor. ABD ise bunları destekliyor. Peki bu durumda ne yapmamızı bekliyorlar? DAEŞ’e karşı savaşmayalım mı?

Siz DAEŞ’e karşı savaştığınızda PKK/PYD size saldırıyor. PKK/PYD’yle mücadele ettiğinizde ise bu kez DAEŞ’e hedef oluyorsunuz. Bunlarla eşzamanlı olarak Rus ve Rejim uçakları sizleri bombalıyor. Bu durumda şöyle bir iddia gündeme geliyor: Rejim, PKK/PYD ve DAEŞ arasında adı konmamış bir ittifak var. Bölgede bu ittifak üzerinden hareket ediyorlar. Bu iddia hakkında ne söylersiniz?

Bu iddianın gerçek olması mümkündür. Şu örnekleri vermek istiyorum: Tel Rıfat hattında biz Rejim’e karşı savaşırken Rejim ordusu, DAEŞ’e koridor açarak Ahras ve çevresindeki köyleri işgal etmelerine yardımcı oldu. İkinci olarak Esed ordusunun Halep yakınındaki Ebu Zahra’ya ulaşmasını kolaylaştıracak bir karargaha ihtiyacı bulunmaktaydı. Halep’in Müslümiye bölgesindeki Piyade Okulu da tam bu amaca uygun bir yerdi. Bu okul, önceleri bizim elimizde iken DAEŞ tarafından ele geçirildi ve bir gece içinde Rejim unsurlarına terk edildi. Her iki tarafın telsizlerini dinleyerek bu duruma şahit olduk. Kimse bu gerçekler hakkında şüphe duymamalı. Çünkü biz cephe hattında birebir bu gerçekleri yaşamaktayız. Aynı günlerde PKK/PYD cephemizin arkasından bize saldırarak Tel Rıfat’ı ele geçirdi ve şimdi sadece Mera’da tutunmaya çalışıyoruz.

Batı’da DAEŞ, Doğu’da PYD/PKK ve Güney’de Esed ordusuyla aynı anda çatışıyoruz. Lütfen bir kez olsun düşünün. Bu bizim suçumuz mu? Bin yıllık varlığımızı burada savunmaya çalışıyoruz. Biz Türkmenlerin en güzel geleneği, yan yana bulunduğu diğer halklarla barış içinde yaşayabilmesidir. Arap, Kürt, Süryani ve diğer Hıristiyan topluluklarla bin yıldır beraber yaşadıysak şimdi ne değişti?

Verdiğimiz şehitlerin sayısını bütün insan hakları örgütleri biliyor. Sürekli iletişim halinde uluslararası camiaya raporlarımızı sunuyoruz. Sadece DAEŞ’in bize yaptığı katliamların sayısı bile bunu ispatlar.  Bizler neredeyse yok olmanın eşiğindeyiz. Elimizde bulunan çok zayıf imkanlarla (Esed ordusundan ele geçirdiğimiz mühimmatla) savaşıyoruz. Fakat DAEŞ bize karşı çok daha kalabalık ve güçlü silahlarla saldırıyor. Irak’tan kendilerine sürekli silah geliyor. Bu zorlu imkanlar içinde Azez ve Çobanbey’e kadar geriledik. Umuyoruz ki atalarımızın bin yıllık topraklarını canımız pahasına savaşıp kurtaracağız. Bu vazgeçebileceğimiz bir şey değil.

Israrla sormak istediğim soru şu: Biz, bize ait olan toprakları savunurken hangi suçu işledik? Biz Türkmenler diğer halklarla çatışmasız ve uyum içinde yaşarken bu duruma sürüklendik. Demokrasinin bizzat örneği olmuştuk. Türkmenler, ne Araplara ne de Kürtlere zulmetmiştir. Hatta şu anda Türkmen yerleşimlerini kurtardığımız ölçüde Arap ve Kürtlerin yaşadığı yerlere de destek veriyoruz. Çünkü PKK/PYD, Kürtlerin gerçek düşmanıdır.

Az önce söylemiş olmanıza rağmen konuyu netleştirmek adına yeniden sormak istiyorum: Ortadoğu ve Dünya basınında Türkmenlerin DAEŞ ile ortak hareket ettiği söyleniyor. Bu iddia ne kadar doğrudur?

Aslında bu soruyu bir harita üzerinde cevaplamak isterdim. Azez ve Cerablus hattının da ötesinde, Türkiye sınırında bulunan Hamam Türkmen ilçesi ve çevresindeki 13 Türkmen Köyü’nü DAEŞ bütünüyle ortadan kaldırdı. Bu köyler şu an haritadan silinmiş durumda. DAEŞ’in şöyle bir taktiği var: Ele geçirdiği yerleşimlerde en ağır katliamları işliyor ve yakınındaki bütün sivillerin hızla göç etmelerini sağlıyor. Bugüne kadar 151 Türkmen köyünü zalimce işgal eden bir terör örgütüyle Türkmenlerin nasıl ortak hareket edebildiğini düşünüyorlar? Bizim toprağımızı ele geçirmiş ve halkımızı katletmiş bir örgütten bahsediyoruz. Şunu vurgulamak istiyorum: Türkmenlerin yaşadığı hemen her evde DAEŞ’e karşı bir şehit verilmiş durumda. Bu iddiayı seslendirenler hangi işbirliğinden bahsediyor? Tam aksine Esed, PKK/PYD ve DAEŞ arasında bir alışveriş bulunuyor. Az önceki örneklerde bundan bahsettim. Piyade Okulu ve Tel Rıfat işgali bunun en belirgin örnekleridir. Bu unsurlardan bir tanesi bize saldırarak bir yeri işgal ediyor ve aralarındaki stratejik işbirliği gereği bu yeri hızlıca aralarında paylaşıyorlar.

Bugüne kadar Esed bizim en büyük düşmanımızdı. Ancak DAEŞ’ten korktuğumuz kadar Esed’den hiç korkmadık. Çünkü DAEŞ bizi neredeyse bitirdi. Peki biz bu terör örgütüyle nasıl aynı safta olabiliriz?

Biz, Allah’ın izniyle davamızdan vazgeçmeyeceğiz. Biz kimsenin toprağını istemiyoruz. Eskiden olduğu gibi bin yıllık topraklarımızda barış ve güven içinde yeniden yaşamak istiyoruz.

Ayrıca şunu gururla söylemek isterim: Dünyanın en büyük terör örgütü olan DAEŞ’e diz çöktürdük. Bunu ise zayıf imkanlarla başardık. Eğer daha güçlü silahlar ve imkanlar sağlanmış olsa, DAEŞ’i tamamen bitirebiliriz. Çünkü biz haklı bir davayı savunuyoruz. Bizi DAEŞ ile bir arada zikredenlere karşı tek cevabımız şudur: Bize silah ve destek verin ve olacakları seyredin: DAEŞ’e destek mi oluyoruz yoksa onları yok mu ediyoruz…

Öyleyse uluslararası toplumdan size yeterli destek geldiği taktirde DAEŞ’i yok edebileceğinizi söyleyebilir miyiz?

Şu anki durumumuz zayıf olmakla birlikte, yeterli desteğe ulaştığımızda Allah’ın izniyle bu mümkün olacaktır. Aynı sözü bir daha söyleyeceğim: Biz topraklarımızı savunuyoruz ve bu haklı mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Kendi evimizi terk etmeyeceğimize göre DAEŞ ya da diğerleri.. Karşımıza kim çıkarsa onlarla mücadele edeceğiz. Bizim evimizi, topraklarımızı, kültürümüzü ve tarihimizi elimizden aldılar. Elimizde başka ne kaldı ki?

DAEŞ ile mücadelemizde verilecek desteğin önemine dair şu örneği verebilirim: ABD’nin kısa süreli hava desteği sayesinde Çobanbey’i ele geçirdik.

Bir diğer iddiaya göre, Türkmenlere yeterli uluslararası desteğin verilmesi durumunda bütün Suriye’yi terör örgütlerinden temizleyebilecekleri söyleniyor. Bunun hakkında ne söylersiniz?

Evet, çok doğru.. Biraz önce de belirttiğim üzere biz bugüne kadar çok zayıf imkanlar içinde DAEŞ’e çok kayıp verdirdik. Gücümüz az olsa da kuvvetli bir iradeye sahibiz ve yardım edilirse çok daha fazlasını yapabilecek durumdayız.

Biz evimizden başka bir yere gitmeyeceğiz. Bütün Türkmen köylerini özgürleştirene kadar mücadele edeceğiz. Yakın geçmişte iki gece süren mücadele sonunda Türkmenlerin kalesi olan Çobanbey’i özgürleştirdik. Fakat elimizdeki imkanların kısıtlı olması yüzünden burayı elimizde tutamadık. Umudumuzu kaybetmiş değiliz. Bir gün Çobanbey’i, Cerablus’u ve bütün kaybettiğimiz topraklarımızı geri alacağız. Tek istediğimiz biraz destek. Bu olmadığı taktirde DAEŞ’e karşı zor durumda kalacağız.

* Firas Paşa, Kuşatma altındaki Halep’te, Haleplileri ve topraklarını korumak için savaşan Türkmen Muntasır Billah Tugayı'nın Komutanı. Türkmen Muntasır Billah Tugayı şu anda Rusya, Esed rejimi, İran destekli paramiliter Şii güçler, PKK ve DAEŞ’e karşı mücadele veriyor…

** Bu röportaj Halep rejim kuşatması altına girmeden önce gerçekleştirilmiştir.

İLGİLİ YAZILAR

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
cin-devlet-baskani-si-ve-trump-telefonda-gorustu-2511536
ABD-Çin İlişkileri Trump’la Birlikte Hangi Yöne Gidiyor?

"Yeni Trump yönetimi, Çin üzerindeki baskıları artırmak amacıyla, bu çabaları askeri harekâtla güçlendirebilir. Ancak, Japonya’ya...

ben_oteki_ve_otesi_raflarda_1475129095_821
İbrahim Kalın: Batı’nın söyleyecek bir sözü varsa bizim de var

"Bizler bugün İbni Arabi'nin 'kesrette vahdet' perspektifini yakalamakta zorlanıyoruz. Çünkü çokluk içinde birlik perspektifini yakalamak...

Foto Roberto Monaldo / LaPresse.19-02-2014 Roma.Politica.Camera dei Deputati - Consultazioni del Presidente del Consiglio incaricato Matteo Renzi.Nella foto Beppe Grillo..Photo Roberto Monaldo / LaPresse.19-02-2014 Rome (Italy).Chamber of Deputies - Consultations by Matteo Renzi to form a government.In the photo Beppe Grillo.....
Beppe Grillo: “Amatörler Dünyayı Fethediyor”

"Biz yönetmek istiyoruz ama iktidarı kendi iktidarımızla değiştirmek istemiyoruz. Bir medeniyet, bir dünya vizyonu değişimini...

Kapat