Orhun’dan Üsküp’e Kardeş Eli: Arnavutluk

  • 16 Kasım 2016
Orhun’dan Üsküp’e Kardeş Eli: Arnavutluk

"

"Enver Hoca’nın yönetimindeki ülkede cami ve kiliseler başta olmak üzere bütün ibadethaneler kapatılıyor. Herhangi bir dine inanmak ve bunu dile getirmek suç haline geliyor. Ve Enver Hoca, “dünyanın gerçek anlamda ateist olan ilk devletini kurduğunu" ilan ediyor.

Bektaşilerin ileri gelenleri 1927 yılında Türkiye’den ayrılıp Arnavutluğa yerleştiler. 1930 yılında da o zaman Arnavutluğun Kralı olan Ahmet Zogu’nun talimatıyla Dünya Bektaşilik Başdedeliği burada kuruldu.

Çok eski zamanlardan beri Tiran yakınlarındaki küçük dağ kasabası Kruja, yani Akçahisar’da bulunan Bektaşi tekkesi, bugün Dünya Bektaşilik Merkezi olarak kabul ediliyor." 

Orhun’dan Üsküp’e Kardeş Eli Belgeseli | Arnavutluk Bölümü | Mayıs 2011

Ey Arnavutluk’un dağları

Ey uzun kavaklar

Gece gündüz düşündüğüm

Çiçeklerle dolu geniş bayırlar

Naim Fraşeri

Okunacak en büyük kitap olarak insanı işaret eden ve “her ne ararsan kendinde ara” diyerek kişiyi iç dünyasına yolculuğa davet eden Hacı Bektaş-ı Veli, 13. yüzyılda yaşamış bir mutasavvıf. Türkmenlerle birlikte İslamiyetin Anadolu’ya yerleşmesine öncülük etmiş olan Hacı-Bektaş-ı Veli, aynı zamanda Balkanlarda; Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Macaristan ve Romanya gibi ülkelerde derin izler bırakmış.

Balkanlarda Bektaşiliğin en yaygın olduğu ülke Arnavutluk. En çok Bektaşi tekesinin ve taraftarının bulunduğu bölge de burası.

Çok eski zamanlardan beri Tiran yakınlarındaki küçük dağ kasabası Kruja, yani Akçahisar’da bulunan Bektaşi tekkesi, bugün Dünya Bektaşilik Merkezi olarak kabul ediliyor.  

Tekkeyi ziyaret ediyoruz… Bizi burada tekkenin sorumlusu Derviş Mikail karşılıyor ve gerekli bilgileri veriyor.

RÖP: Derviş MİKAİL

Bektaşilerin ileri gelenleri 1927 yılında Türkiye’den ayrılıp Arnavutluğa yerleştiler. 1930 yılında da o zaman Arnavutluğun Kralı olan Ahmet Zogu’nun talimatıyla Dünya Bektaşilik Başdedeliği burada kuruldu. O zamandan beri dedelere bağlı idare ediliyoruz. Baş dede ölünce yerine yenisi atanır.”

Bölgedeki Bektaşi dergahlarında, Arnavutluk Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrıldıktan sonra da Yunus Emre, Şah Hatayi ve Fuzuli’nin ilahileri okunmaya; Bektaşi cem’i ve “muhabbet sofrası” sohbetleri Türkçe yapılmaya devam etmiş. Dünya Bektaşilik Merkezi, bugün aynı zamanda bir müze işlevini de yerine getiriyor. Bektaşilerin geçmişlerine ne kadar önem verdiklerini duvarlardaki fotoğraflardan ve içerideki eşyaların özenle saklanmasından anlıyoruz.  

Derviş Mikail, Bektaşiliğin Arnavutluk’daki geçmişinden bahsederken, Enver Hoca döneminde burada tüm dinler gibi Bektaşiliğin yasaklandığına da değiniyor.

Enver Hoca, 1930’da üniversite eğitimi için gittiği Fransa’dan, 1939 yılında ülkesine döndüğünde Arnavutluk Emek Partisi’nin 1943’te yapılan kongresinde Genel Sekreter seçiliyor.  1946’da kurulan Arnavutluk Halk Cumhuriyetinin başkanlığına getirilen Enver Hoca’nın yönetimindeki ülkede cami ve kiliseler başta olmak üzere bütün ibadethaneler kapatılıyor. Herhangi bir dine inanmak ve bunu dile getirmek suç haline geliyor. Ve Enver Hoca, “dünyanın gerçek anlamda ateist olan ilk devletini kurduğunu" ilan ediyor. Bektaşilik de Enver Hoca döneminde diğer inanışlar gibi, derin yaralar alıyor.

Enver Hoca’nın 1985 yılında ölümü, ibadet özgürlüğünün de kapılarını açıyor Arnavut halkına.

RÖP: Derviş MİKAİL

Komünizm döneminde Enver Hoca tüm dinleri yasakladığı gibi Bektaşiliği de yasakladı. Ama Bektaşiler ibadetlerini ve faaliyetlerini gizli gizli yerine getirmeye devam ettiler. O zamanki sıkı baskı nedeniyle bir dedemiz Amerika’ya gitti, ölünceye kadar da orada kaldı. Komünizm sonrası dönemdeki dedemiz ise Nisan ayı başında kaybettiğimiz Baba Reşat Bardhi oldu. Bardhi insani ve manevi açıdan yüksek değerlere sahip biriydi. İyilik ve iyi anlayışın simgesiydi. Bektaşiliğin değerlerini yeniden gündeme getirerek Demokrasinin pekiştirilmesi için çaba sarf etmişti.”

Şu sıralar Dünya Bektaşilik Merkezi’nde hummalı bir çalışma var. Merkezi daha büyük bir ibadethane haline getirmek için, dervişlerin de katkılarıyla büyük bütçeli bir külliye inşaatı devam ediyor. Külliyenin süslemeleri ve vitraylarının yapımını ise TİKA üstlenmiş.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahından esintiler taşıması amaçlanan Külliyenin mihrabı da Türkiye’de yapılıyor.

RÖP: Dr. Ali Özgün Öztürk – TİKA Tiran Program Koordinatörü

“Çok büyük bir proje  4.5-5 milyon Euro’ya kadar çıkan bir proje. Buradan Türkiye Cumhuriyeti olarak bizden destekte bulundular. Biz de buranın tezyinatını Alevi-Bektaşi kültürünü yansıtacak şekilde üstlendik.”   

Dünya Bektaşilik Merkezi,  Hacı Bektaş-ı Veli’nin  “Dili, dini, rengi ne olursa olsun, iyiler iyidir” sözünün ışığında, yeniden herkese kapılarını açmak için gün sayıyor.

Arnavutluk’ta, yaklaşık 3 milyonluk nüfusun yüzde 70’ini Müslümanlar oluşturuyor. Buradaki Müslümanlarının diyanet işlerinden ise Arnavutluk Müslüman Cemiyeti sorumlu. Cemiyet; camilerin bakımının yanı sıra müftü, imam ve müezzin gibi görevlilerin atamalarını da yapıyor.

Konuyla ilgili bilgi almak için Arnavutluk Müslüman Cemiyeti Başkanı Selim Muça’yı makamında ziyaret ediyoruz.

RÖP: Selim MUÇA – Arnavutluk Müslüman Cemiyeti Başkanı

“Burası Arnavutluk’taki Müslüman nüfusu temsil eden bir merkez. Arnavutluk’ta bize bağlı 32 müftülük var. Bu müftülüklerde imamlarımız görev yapıyor. ” 

Cemiyet, 2010 yılının Ocak ayından bu yana faaliyetlerini bu binada gerçekleştiriyor. Binanın eski halinin adeta bir harabe olduğunu belirten Muça, kendilerini bu modern binaya kavuşturdukları için Türkiye’ye şükranlarını sunuyor. Beklentileri olan projelerden de bahsediyor.

RÖP: Selim MUÇA – Arnavutluk Müslüman Cemiyeti Başkanı

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bu sorunu iletme fırsatı buldum. O da söz verdi ve sözünü tuttu. TİKA’ya talimat verdi ve binanın tadilatı tamamlandı. Proje ile dört katlı binada, çatı, zemin, iç ve dış cepheler ile ısıtma, elektrik ve iletişim sistemleri tamamen yenilenirken, iç ve dış mekanda geleneksel Türk sanatından örnekler uygulandı. Ön cephede bulunan üç kat yüksekliğindeki cam bölmeye yerleştirilen vitray ile binanın içindeki çini süslemelerde Türk motifleri kullanıldı. Türk sanatçılar tarafından yapılan vitray ve çiniler, Cemiyet yetkilileri ve halk tarafından büyük beğeniyle karşılandı. Göğsümüzü gere gere sunacağımız bir yer hale getirildi. Şimdi Arnavutlukta bir İslam Üniversitesi kurulması gündemde. Arnavutluk Devleti tarafından desteklenen bu projeyi Türkiye’nin de destekleyeceğini ümit ediyoruz ”

Arnavutluk’ta Türkiye’nin diğer bir çok konuda da yürüttüğü destek faaliyetleri ağırlıklı olarak TİKA tarafından yürütülüyor.

Türkiye’nin Tiran Büyükelçisi Hasan Aşan’ın da dediği gibi TİKA, ortak kültürü ve tarihi paylaştığımız bu coğrafyada herhangi bir konuda destek arandığında ilk akla gelen kurum. Buna örnek olarak, harap durumda bulunan eserlerden İşkodra’daki Parruce Busatlı Mehmet Paşa Camii’nin restorasyonu esnasında alınan yardımı gösterebiliriz.

RÖP: Naim DREJEJ – Parruce Camii İmamı 

Bu camii 1967’de Enver Hoca rejimi tarafından yıkılmıştı. Sonraki dönemde bir hayırsever işadamı tarafından yeniden yapıldı. Camii’nin tezyinatı ve çini çalışmaları konusundaki yardım talebimizi İşkodra müftülüğü aracılığıyla TİKA’ya ilettik. Başvuru kabul edildi ve sizin de gördüğünüz gibi kaliteli ve son derece etkileyici bir tezyinat yapıldı”

18. yüzyılın başlarında yapıldığı tahmin edilen ve Yusuf Ağa Camii olarak da bilinen caminin iç ve dış süslemelerindeki titiz çalışma gözlerden kaçmıyor. Osmanlı dönemi mavi-turkuaz renkli lale ve karanfil motifli Kütahya çinileri ile bu çinilere uygun tezyinat ve hat sanatından örnekler görülmeye değer.

RÖP: Dr. Ali Özgün Öztürk – TİKA Tiran Program Koordinatörü 

“Parruce Camii geçmiş dönemde yıkılmıştı. Bir hayırsever işadamı aynı orijinaline uygun olarak inşa etti. Ve bizden bunun iç tezyinatının yapılması talep edildi. Başkanlığımız da bu Parruce caminin tezyinatını iç süslemelerini iç ve dış süslemelerini başkanlığımız gerçekleştirdi.”

RÖP: Cevdet MURTATİ – İndrit Murtati’nin Babası 

“Çocuğumu burada tedavi ettiriyorum. Daha önce bu tür tedaviler yurtdışında yapılıyordu. Maddi durumu olmayanlar ne yazık ki gidemiyordu. Şimdi çok iyi hizmet veriliyor. Çok memnunuz, teşekkür ediyoruz”

RÖP: Ediana BALLA – Tiran Üniversitesi Hastanesi Çocuk Diyaliz Merkezi Hemşire

“İndrit Murtati’nin böbrek yetmezliği var. Haftada bir gün geliyor diyalize bağlanıyor. 6 aydır tedavisi sürüyor. Böbrek nakli yapılana kadar burada tedavisi sürecek.”

Arnavutluk’ta yaşayan diğer Müslümanlar gibi Nazmi Amca da Enver Hoca dönemini unutamayanlardan. Ortak acılar sanki ilk günkü gibi taze.  

RÖP: NAZMİ AMCA 

"Annem o zaman bilmiyordu Arnavutça. Hiçbir dil bilmiyordu. Biliyordu sadece Türkçe. Ben ufak. Babam çıkardı dışarıda o da kalmazdı evde. En son geldi buraya İtalya Alamanya Yunanistan burada … o zaman geldi Enver hoca. Komünist partisi 1944’de geldiler… o zaman daha rahat idi kimse karışmazdı bizim işlerimize.”   

Bir yolculuğumuzun daha sonuna geldik. Bu sıcak ülkenin sıcak insanlarından ayrılmak zor. Heyecan içinde başladığımız Arnavutluk ziyaretimizi, ayrılığın verdiği buruklukla tamamlıyoruz.

İLGİLİ YAZILAR

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
trablus-mevlevihane-3
Orhun’dan Üsküp’e Kardeş Eli: Lübnan

"​Ekibimizin Lübnan’daki son durağı ise bir Türkmen köyü olan Kıvaşra oluyor…2009 yılında bölgeyi ziyaret eden...

LORIENT, FRANCE:  Photo taken in July 1945 in Lorient, of General De Gaulle (C) shaking hands with children, two months after the German capitulation. Lorient was the largest of the five German Atlantic Coast bases in France during World War II.  AFP PHOTO / FILES (Photo credit should read AFP/Getty Images)
Savaşın Metafiziği

"Büyük savaşlar dünyaya egemen olma savaşlarıdır. ‘Dünyaya nasıl egemen olunur?’ sorusu sorulup cevap aranmaya başlanınca,...

42 yıllık siyası yaşamında Türk Siyasetinin unutulmayan isimleri arasında yer alan Necmettin Erbakan, ölümünün  4. yıl dönümünde çeşitli etkinliklerle anılıyor. Anadolu Ajansı Fotoğraf Arşivi,  85 yaşında hayata gözlerini yuman Erbakan’ın az bilinen fotoğraflarını derledi. Milli Selamet Partisi (MSP) Genel Başkanı Erbakan, 19 Ocak 1979'da düzenlediği basın toplantısında...(Arşiv) (AA Arşivi - Anadolu Ajansı)
Mühendisliğin Gizemli Felsefesi

"Mimar ve mühendisler, özde aynı olmakla birlikte, her ülkenin ekonomik-sanayi kalkınma durumlarına göre farklılıklar arzetmektedir....

Kapat