Cumhuriyet’in “Molla Aşkı” Devam Ediyor

  • 24 Ekim 2016
Cumhuriyet’in “Molla Aşkı” Devam Ediyor

"Erdoğan'a 17. yıldızı önerdik, reddetti"

Bu başlık Cumhuriyet gazetesine ait. İran Erdebil eyaleti temsilcisi Ayetullah Ameli'nin Erdoğan'a atfen söylediği bu sözler, Cumhuriyet gazetesi tarafından sanki İran Türkiye'ye çok iyi birşey teklif etmiş de kabul edilmemiş gibi sunuluyor.

Gazete hızını alamıyor, tarihe de el atıyor ve Çaldıran savaşında Yavuz Sultan Selim'in "nasıl söz dinlemediği"ni İran'lı "molla"nın dilinden Türkiye'nin "aydınlık insanları" olan okuyucularına aktarıyor: " “Şah İsmail’in Yavuz Sultan Selim’e çok sayıda mektubu var. Bunlar tarihi belge olarak ortadalar. Şah İsmail savaşmak istemedi, iki Türk devleti güçlerini birleştirselerdi, dünyaya ağalık ederlerdi, Yavuz Sultan Selim savaştı, niye tersini yazarlar kitaplarda, dedi. İki Türk devleti arasında bir işbirliği ve birlik olsaydı, İslam dünyası bugünkü gibi parça parça olmazdı. Bunun arkasından ne kadar ağlasak azdır. Önemli bir fırsat kaçtı."

Cumhuriyet gazetesi Türkiye ve İran arasındaki "anlamsız savaş" için "bu sefer" fırsatı kaçırmamak da ısrarlı..

Öyle ya neden Türkiye ve İran savaşsın!

Gazete aynı "molla"nın FETÖ elebaşı için söylediği "cennetin yolu Gülen'den geçse ben o cennete gitmem" diyerek bir kez daha "temize çekiyor" İran'lı muhatabını..

Aslında bu iyi niyet temennisinin arka planı için 90'lara gitmemiz gerekiyor.

Yukarıda bilerek yazdığımız ve gazetenin haberinde geçmeyen "molla" tabiri, Cumhuriyet gazetesinin 90'larda en çok kullandığı "ifade"; yazarı Uğur Mumcu'dan Sivas Madımak olaylarına kadar her taşın altında İran'ı aradığı 90'lardan kalan bir dil..

Peki şimdi ne değişti? İran artık "aşırı dinci" değil mi? Laikliğin önündeki en büyük engel mi değil? 

Bu sorunun cevabı, Gladyo'nun Türkiye'deki "müesses nizam"ının da deşifresi demek; bu yazının konusu olmadığı gibi, kısa bir yazıyla da açıklanamayacak kadar "derin" bir konu.

Ama şu çok ilginç değil mi: İran 90'larda kemalizm için bir "tehdit"ken, Suriye'de eline müslüman kanı bulaştığı için mi birdenbire "cici çocuk" oluverdi?

Bu sorunun cevabı da, "derin" anlamı yanında gazetenin "yeminli islâm düşmanı" çalışanlarının bilinçaltı dışa vurumu olsa gerek.

Belki de Safevi illiyetiyle, azınlık mezhepçisi kemalizm arasında itikadi olarak da çok daha "derin" bir iltisak vardır.

Kaynak: Fikriyat.Net

İLGİLİ YAZILAR

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
firat-kalkani_01
Beka Koridoru

"Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta nüfuz alanı oluşturma arzusu, emperyalist bir heves olarak okunamaz. Bu, güvenlik...

putincepheler
Rusya’nın Ukrayna ve Suriye Cepheleri

Suriye özelinde soğuk savaş sonrası oluşan vakumun belki "yeni soğuk savaş"la doldurulacağı küresel dengenin şekillenip adeta "III.Dünya...

cmhr3
Kerem Altıparmak: Bu ortamda halka gidilemez

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Kerem Altıparmak, Cumhuriyet Gazetesi'ne verdiği mülakatta...

Kapat